Sevgili Artık Gidecek Hiçbir Yeri Kalmamış Şeyler ya da R,
- Hayalet Sibel
- 11 Haz
- 2 dakikada okunur

Yazılmış tüm iyi mektuplara meydan okumaya gerek yok: Sesler titrer, nabız hızlanır ve yanaklar kızarır. Bunlara hiç gerek yok. Upuzun trenlerin penceresinden hızlıca geçip giden bir ağaç gölgesi gibi her şeyi çözmüş gibi durmak da olmaz. Bu kadar mütevazı olsam dünyaya ikinci kez sızmazdım.
Tahmin edeceğiniz üzere sızmak kolay olmadı. Önce karşındakinin gücünü tartan iyi bir pençe atıldı. Iskalamadı diye de şimdi kolay sanılmasın; tırnağımın dipleri hâlâ sızlıyor. Havasını sonsuza kadar atabileceğim bu sızmalar, sızılar ve lafa girizgâh yaparken sonradan mahcubiyeti çıkacak abuklamalar bir yana... Şutluyorum hepsini, elimi belime koyuyorum. Havada izini sürebildiğim kadar sürüyor ve şimdi pes ediyorum.
Sızılacak başka şey buldum; kalp çaturdamasındaki o ince çizgiden dümdüz gidince sol yap. Hah, sırtını sol kırık kanada ver şimdi. Ver, ver, ver. Uca doğru bir bırak kendini. Bırak, bırak, bırak... Buldun.
Ayda bir yediğin bir lira yetmiş beş kuruşluk kantin hamburgeri hemen gözünün önünde. Sadece ketçap var. Köftemsi ise sandviçin üst parçasına sıkıca tutunmakta. Doğum gününde hediye gelen "R" harfli bir kolye bir gaz bulutunda süzülüyor. Hâlâ bulamadığım şeylerden biriyse R harfi kimin? Öylesine birine R harfi vermek... Sibel'in S'si yoktu, ben de herhangi birinin R'sini getirdim. Küçümsenecek bir fikir, büyük cesaret. Yolda düşürülen, rengi atmış küpeler ve 2007 yazında ayaklarımda durması için yalvardığım parmak arası terliklerim yan yana. Kardeşimin bebek bezlerinden çıkan promosyon bebe yastığıysa annemin bir türlü yaşatamadığı beyaz menekşelerin toz bulutuyla zıtlaşıyor. İkisinin yumuşaklığı, apartmanda en alt katta oturan Zarif Teyze'nin en üst kattaki Nurten Teyze'den satın aldığı kadife koltuklara yeniliyor. Nurten Teyze'nin eskileri dört kat aşağı inerek kendi zamanında daha da geriye bir yolculuğa tutuldu. Tutulan bir diğer şeyse Zarif Teyze'nin oğlunun beliydi. Kendinden hazneli bu taş gibi sağlam koltuklar, bir insan vücudundan istediği sağlamlığı alıp götürebilirdi. Götürmedi. Herkes tek parça.
Fakat apartmanın koridorları daralmaya ve kararmaya başladı. Merdivenler küçüldü; o sivri köşeleri bir bir yumuşadı. Zaman önce duvarları birbirine yaklaştırdı, sonra ışıkları kıstı. Hâlbuki önce ışıkları kısıp sonra duvarları yaklaştırsa fark etmeyebilirdim. O koca koltukları değil de bir çocuk bisikletinin zar zor geçtiğini anlayana kadar kanabilirdim.
Karşıya geçiyorum, kırık kalbin sağına. Yanaklarını düzgünce şişirip üflersen Bir Daha Yapmaya Fırsatının Olmayacağı ve Senin de Zaten Hiç Yapmadığın Jestler'i bulursun."Bağlar'a nasıl giderim?" diye sor ona. Kızının yanına taşındığını, artık Datça'da torun baktığını sana söyler.Biraz darlarsan sana muhtemel yetiştireceği şeyler şunlardır:
Yazın sıcağından saçını üçe vurdurmuş ve aynı cips paketine yağlı ellerinizle gömüldüğünüz o sureti asla bulamayacaksın. Bir ay önce el kol şakası yaptın diye küstüğün iş arkadaşının yanındadır belki. İş arkadaşlarına el kol şakası yapılmaz.
Yokuş aşağı kaykay sürdüğün formalı oğlanlardan biri güzellik salonu açmış. Seninle ve kaykayla artık işi yok. İnsan bedeni ve güzellik algılarından ekmek yiyor ve eskisi kadar olmasa da hâlâ iyi görünüyor.
Kaykaycılardan diğerinin Facebook fotoğrafı Tyler Durden. Hakkında hiçbir bilgiye rastlanmıyor. Google'da adını yazıp aratırsan milyon tane LinkedIn profiliyle karşılaşırsın.
Bir Daha Yapmaya Fırsatının Olmayacağı ve Senin de Zaten Hiç Yapmadığın Jestler, ölüm ve evlilik haberlerine kanın donduğu için o kanallara hiç girmeyebilir. Fakat herkes bir şekilde gitmiştir. Pencerelerden anlarsın.
Eğer en son ışıklar kısılırsa.
Sevgilerimle...
Hayalet Sibel




Yorumlar